Besmele; Anlam ve Mâhiyeti
Kur'an ve Besmele
Besmelenin Anlam Derinlikleri
Besmele, Allah'la Yap
ılan
Bir Sözleşme Gibidir
Besmele, Her Peygamber ve
Ümmetinin Kulland
ığı
Bir Şifredir
Besmele, Allah'tan
İzin ve Onay İstemektir
Besmele, Laik Mant
ığı
Protestodur
Besmele Çekmenin Hükmü
Besmele
Şuurunun
Mü'mine Kazandırdıkları
"Bismillâhirrahmanirrahim: Rahmân ve Rahîm
Allah’ın adıyla (başlarım)"
"Besmele: Tâ
ğutun
adıyla değil; Allah'ın ismiyle ve izniyle"
Besmele; Anlam ve Mâhiyeti
Besmele: “Bismillâhirrahmânirrahîm” sözünün kısaltılmış
şekli. Hayırlı ve helâl bir işe başlarken, Allah'ın adını anmak ve bu
adla işe başlamak için besmele çekilir. Bismillâhirrahmânirrahîm:
"Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla (başlarım)" anlamına gelir. Besmeleyi
"esirgeyen, bağışlayan Tanrı'nın adıyla" gibi yanlış; yanlış olduğu
kadar gaflet ve cehâlet kokan tercümeyi kabul etmek mümkün değildir.
"Allah" lafzı, özel isim olduğu ve Yaratıcımızın tüm güzel isimlerini
içinde barındıran bir anlam taşıdığı için başka bir dile tercüme
edilemez. Ayrıca "esirgeyen" tabiri çok yanlış bir tercümedir.
Türkçede “esirgemek”, daha çok olumsuz bir sıfat anlamında kullanılır.
Saklamak, korumak gibi anlamlarından daha çok; kıyamamak ve cimrilik
yapmak manalarında kullanılır ki Allah'ın Rahmân sıfatının kesinlikle
karşılığı değildir.
Kur'ân-ı Kerim'in ilk
nâzil olan âyet-i kerimesi, "Yaratan Rabbinin adıyla
(besmele çekerek) oku!" mealindeki 96/Alak suresi 1.
âyetidir. Bu "Rabbinin ismiyle oku" emri, sadece Önderimiz,
Peygamberimiz için değil; bütün
mü'minleredir. Mü'minler, meşrû (şer'î, mubah) herhangi bir işe
başlarken besmeleyi unutmazlar. Çünkü bilirler ki,
"besmeleyle başlanmayan herhangi bir işte
bereketsizlik ortaya çıkar." (İbn
Mâce, Hadis no: 1894) Kur'an okurken, hayvan keserken, abdest alırken,
namaz kılarken, avcılık yaparken... besmeleyi ihmal etmezler.
Kur'ân-ı Kerim'de "Fir'avn"
kıssası haber verilirken, sihirbazların "bi-izzet-i Fir'avn" (Fir'avn'ın
izzeti için) diyerek asalarını yere bıraktıkları beyan edilir (26/Şuarâ,
44). Fir'avn, Mısır'ı tanrı kabul ettikleri "Ra" adına yönetirdi.
Tabii bu, bugünkü çağdaş ideolojilerden farklı bir tutum değildi.
Sosyalist ülkelerin yöneticileri, başta Karl Marx olmak üzere, Lenin
ve diğer teorisyenler adına sistemi sürdürürler(di). Kapitalizmde de
durum bundan farklı değildir. Genel olarak her ülkede iktidar
durumunda olan ideoloji, aynı metodla ayakta tutulur. Her işe
başlarken, o ideolojinin kurucusunun adını anmak zarurettir.
Dolayısıyla Fir'avn'a bağlı olan sihirbazların kıssasında bu hususun
beyan edilmesi, sürekliliğinin bir belgesidir.
(1)
İslâm'dan önce Araplar, işlerine "bismi'l- Lât ve'l-Uzzâ”
diye putlarının adıyla başlarlardı. Hanifler ise, Tevhid dininin
kalıntısı olarak, "bismikellahümme" derlerdi. Haniflerin bu âdeti
İslâmiyet'in ilk yıllarında da devam etmiştir. 27/Neml sûresindeki
besmele âyeti (30. âyet) nâzil olduktan sonra besmele son şeklini
almıştır. Hz. Peygamber, hayatının sonuna kadar hep bu ibareyi
kullanmış, besmelenin yazıldığı ilk satıra başka hiçbir şeyin
yazılmamasını da emretmiştir.
"Besmele ile başlanmayan
her iş bereketsiz ve güdüktür." (İbn
Mâce, 1894) buyuran Efendimiz'in, günlük hayatındaki
birçok iş münasebetiyle besmele çektiği ve besmeleyi tavsiye ettiği
bilinmektedir.
Bir müslüman besmele çekmekle, "nefsim veya başka
bir varlık adına, tâğut adına değil; Allah adıyla, O'nun rızası için
ve O'nun izniyle başlıyorum." demek ister. O'nun Rahmân ve
Rahîm isimlerinin tecellî etmesini beklediğini,
böylece hem dünya hem de âhiret saâdeti dilediğini ifade etmiş olur.
Giriştiği işe güç yetirebilmesi için gerekli olan kudretin yüce Allah
tarafından ihsan edilmesini temenni ettiğini belirtmiş olur.
Kendisinin devamlı olarak O'nun yardımına muhtaç olduğunu bildirmiş,
böylece ezelî kudretin yardımını celbetmiş olur. Besmele çeken mü'min,
"O'nun müsaadesiyle bu işi yapıyorum. Çünkü, bu başladığım işin
tamamlanmasında gerekli olan kuvvet O'nun tarafından bana verilmiştir.
O bana bu kuvveti vermezse, ben bu işi tamamlayamam" demek ister.
(2)
Kur'an ve Besmele
Besmele’yi oluşturan
kelimeler Kur’an’da en çok tekrar edilen kelimelerdir.
“Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesini meydana getiren kelimelerden
“ism” (isim) kelimesi, türevleriyle birlikte 71 yerde geçer; aynı
kökten gelen semâ ve çoğulu semâvât kelimelerini de ilâve edersek,
isim kelimesinden türeyen kelimeler toplam olarak 381’e çıkar.
Besmeleyi meydana getiren ikinci kelime olan
“Allah” lafzı ise, Kur’an’da tam 2697
yerde kullanılır; ayrıca “ey Allah’ım” anlamına gelen “Allahümme”
kelimesi de 5 yerde geçer. Üçüncü kelime olan “Rahmân” kelimesi,
Kur’an-ı Kerim’de 57, “Rahîm” kelimesi ise 115 yerde tekrar edilir.
Rahmân ve Rahîm kelimelerinin kendisinden türediği “rahmet” ve
türevleri ise Kur’an’da toplam 339 yerde geçer.
Helâl ve hayırlı bir
işe başlarken Allah'ın adını anmak, her müslümanın üzerinde titizlikle
durması gereken görevlerindendir. Kur'an-ı
Kerim'de buna işaret eden pek çok emir vardır (2/Bakara, 200; 4/Nisâ,
103; 73/Müzzemmil, 8 gibi).
İlk inen âyette besmele çekmek emredildiği gibi,
mushaf olarak tertip edilen Kur'an-ı Kerim'in ilk âyeti de besmeledir.
Besmele, Kur'ân-ı Kerim'in 114 sûresinden
113'ünün giriş cümlesi olarak yer almaktadır. 27/Neml sûresin 30.
âyetinin de bir bölümüdür. Dolayısıyla Kur'an'da 114 yerde "bismillâhirrahmânirrahîm"
vardır.
“O (mektup) Süleyman’dandır,
ve o "bismillâhirrahmânirrahîm"le (Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın
adıyla) (başlamakta)dır.” (27/Neml, 30)
“(Nuh) dedi ki: ‘Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi
de, durması da bismillâh ile/Allah’ın
adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek merhamet edendir.”
(11/Hûd, 41)
“Atalarınızı andığınız
gibi, hatta daha çok, daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı zikredin/
anın.” (2/Bakara, 200)
“Namazı kıldıktan
sonra da, ayakta, otururken ve yanlarınız üzerinde yatarken (daima)
Allah’ı zikredin/anın.” (4/Nisâ, 103)
“Rabbinin adını an.
Bütün varlığınla, ihlâsla O’na yönel.” (73/Müzzemmil, 8)
“Sabah akşam Rabbinin
adını an.” (76/İnsan, 25)
Besmeleye vücut veren 4 kelime (isim, Allah,
Rahmân, Rahîm) 'den 3'ü Allah'ın isimleri
olup, bunların 2'si bağış, merhamet, cömertlik, affetmek gibi anlamlar
taşımaktadır. Kur'an'ın ilk cümlesine bunları koyarak, temel konusu
ülûhiyet ve insan - Allah ilişkisi olan Kur'an'da hâkim olan ögenin
rahmet ve merhamet olduğuna Rabbimiz dikkat çekmektedir. Rahmân ve
Rahîm'in kökü olan rahmet kelimesi Kur'an'ın açık beyanlarına göre
Allah'ın hâkim niteliğidir. 21/Enbiyâ sûresi 107. âyette Son
Peygamber'i de Kur'an "âlemlerin rahmeti" olarak nitelendirmektedir. O
halde, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Kur'an'ın tanıttığı Allah,
yarattığı mahlûkata, her şeyden önce rahmet sıfatıyla tecellî
etmektedir. (3)
İslâm’ı korku dini, Allah’ı sadece
korkulacak bir zât olarak göstermeye çalışan besmelesizlere en büyük
darbe, besmeledeki rahmet ve merhamet ifadeleridir.
Besmelenin Anlam Derinlikleri
İslâm ahlâkı, incitme, öldürme ifade edecek
davranışlarda ve bu davranışlara müsaade eden sözlerde besmeleyle
başlamayı yasaklamıştır. Savaşmaya müsaade eden ve putperestlere
ültimatom içeren Tevbe sûresi, besmelesiz başlayan tek suredir. Eti
yenen hayvanların kesimi ve avlanması sırasında besmeledeki Rahmân ve
Rahîm sıfatlarının anılması uygun görülmemiştir. Hayvan keserken
"bismillâh" veya "bismillâhi Allahu Ekber" denilir.
Kur'ân-ı Kerim'in
konusunun; Allah ile evren, özellikle de insanlık âlemi arasındaki
münasebeti bildirmekten ibaret olduğunu söylemek mümkündür. Besmelenin
başındaki "ba" edatı (“b” harfi) bu münasebeti ortaya koymakta ve
kulun, Yaratanından yardım isteyerek hep O'na bağlı kalışını ifade
etmektedir. Hz. Ali'ye atfedilen meşhur bir söz vardır: "Kur'an'ın
tümü Fâtiha sûresinde eksiksiz özetlenmiştir. Fatiha'nın özeti de
besmeledir. Besmele de "b" harfinde özetlen-miştir. Dolayısıyla
besmele'nin b'si Kur'an'ın özetidir." İlk planda abartılı gibi gelen
bu ifade doğrudur. Arapçada harf-i cer olan "b" ilsak içindir. Türkçe
tam karşılığını, "..... ile ....." şeklinde gösterebiliriz. Kendi
başına bir anlamı olmayan bu harf, en az iki kişi arasındaki bir
ilişkiyi belirten bağlaçtır. "Ahmed ile Mehmed" örneğinde
olduğu gibi. Aralarında bir münasebet, bir bağ olmadan bu bağlaç
kullanılmaz. Besmele'de deki "B" aralarında alâka olan iki tarafı
belirtir. Bu tarafların biri, besmeleyle işe başlayan kul; diğeri
Allah'tır. "B" Allah ile kul arasındaki ilişki ve bağı anlatır.
Kur'an'ın ana konusu ve temel vurgusu, insanla Rabbi arasındaki
kulluk-ilâhlık münasebetidir. Rubûbiyet ve ubûdiyet alâkasıdır. "B"
harfi de bu ilişki ve bağı içerdiği için Fâtiha ve Kur'an'ın özeti
olmuş olur.
Arapça cümle yapısı
itibariyle besmeleden önce "ba"nın ilgili bulunduğu mahzuf bir fiil
vardır. Bu, besmele ile başlanacak herhangi bir fiildir: "Bismillâh
diye başlıyorum", "Allah'ın ismiyle kalkıyorum, okuyorum, hayvan
kesiyorum..." gibi. Böylece Allah ile kul arasında sevgiye dayalı olan
derûni münasebeti ifade eden besmele, İslâm'ın bir sembolü ve her
iyiliğin anahtarıdır. Kişi ile Allah arasındaki bu ilişki, sadece
Allah’tan yardım istenip O’ndan medet umulacağını (1/Fâtiha, 4) idrâk
etmektir. Kendisi âciz olan, korunmaya muhtaç kimselerin başkalarını
koruması mümkün olmadığını bilip her şeye kaadir Allah’ın kapısını
çalmaktır besmele. Besmele, bütün iyiliklerin, tüm güzelliklerin
O’ndan olduğunu kabul edip O’nun müsaade ettiği şeylerin O’nun adıyla
yapılması sayesinde daha da güzelleşeceğini anlamaktır.
Besmele, Allah'la Yap
ılan
Bir Sözleşme Gibidir
Evet, Besmele, Allah'la yapılmış
bir sözleşme gibidir. Allah, Rahmân ve Rahîm sıfatlarıyla
bize merhametle muâmele edeceğini vaadediyor; biz de, imtihan için
bize verilen irâdeyi istismar etmeyeceğimizi ve O'nun ilkelerine bağlı
kalacağımızı besmeleyle kabullenmiş oluyoruz. Besmele, Allah'ın tesbit
ettiği kulluk programını kabul etmektir. Besmele çeken kul, şöyle
demiş olur: "Ya Rabbi, şu an, kulluk maddelerinden birini işleyeceğim.
Senin ismini anıyor ve iznini istiyorum."
O yüzden haramlara besmele çekilmez. Besmeleden
maksat, yapılan işte bereketin artmasını
taleptir. Haram veya mekruh bir fiilin çoğalması ve bereketi
istenemez. Haram meclislerde, meyhane ve kumarhane görevi yapan
kahvehanelerde otururken, faizli işlemlerde bulunurken, yalan ve
kandırma içeren ticari ilişkilerde, haram sayılan programlar izlerken
besmele çekilmez. Haram olduğu tartışmalı olan hususlarda ve harama
yakın mekruhlarda da besmelenin çekilmesi, vebali büyütür.
En doğrusu, Allah'ın
isminin anılamayacağı bu tür davranış ve eylemleri terk etmektir.
Unutulmamalıdır ki, haram olan
eylemlerde besmele çekilmez. Kâmil bir müslüman da, besmele
çekemeyeceği bir işi yapmamaya özen gösterir. O yüzden,
besmele insanı eğitir, terbiye eder,
kötülüklerden uzak turar. Çünkü besmele çeken bir kimse, ağzından
çıkan ifade ile yaptığı eylem arasında bir paralellik kurmak zorunda
olduğunu, eliyle dilinin birbirini yalanlamaması gerektiğini düşünür.
Besmele, kötülük ve haramları işlemeye hakkımız olmadığını bize
hatırlatır.
Besmele, "Allah'ın adı
ile" demektir; "Allah'ın adına" değil. Bu ikisi arasında önemli fark
bulunmaktadır. Müslüman her yaptığı şeye, her söylediği söze Allah'ın
adı ile başlar. Allah'tan izin alarak; Ama Allah adına değil. İnsan
beşer ve âciz olduğu için hatalar yapabilir. Allah adına demek;
yapılana bir anlamda ilâhî özellik, günahsızlık, hatasızlık iddiası
atfetmektir. O'nun adına iş iddiası, Allah'ın temsilcisi olma
anlayışını, bu da ruhban sınıfını oluşturur. Tarihte Allah adına nice
zulümler işlenmiştir. Teokrasi de budur. Kulun yaptığı iş, müslümanca
olmalıdır ama, beşerî özellik taşıdığından iddiasız olmalıdır.
Besmeledeki “isim” kelimesi; ad, ad vermek anlamına
geldiği gibi, -bi harf-i cerri ile de- yüceltmek, yükseltmek anlamına
gelmektedir. Nitekim gökyüzü anlamında "semâ" kelimesi aynı kökten
gelmektedir. O yüzden, "bismillâh" ın anlamı, "Allah'ı yücelterek"
şeklinde de anlaşılabilir. (4)
Besmele, Her Peygamber ve Ümmetinin Kulland
ığı
Bir Şifredir
Besmele, sadece Muhammed (s.a.s.) ümmetine has bir
anahtar değil; önceki ümmetlerin de
kullandığı bir şifredir. Besmele'nin Hz. Muhammed (sa.s.)'den önceki
peygamberler döneminde de kullanıldığını Kur’ân-ı Kerim’den anlıyoruz:
Hz. Süleyman'ın, Saba kraliçesi Belkıs'a yazdığı İslâm'a dâvet mektubu
bu cümleyle başlamaktadır. "O (mektup) Süleyman'dandır
ve o bismillâhirrahmânirrahîm -Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla-
(başlamakta)dır." (27/Neml, 30) Hz. Nuh da tufandaki gemi
yolculuğuna bu ifadeyle başlıyor. Gemiyi
bu cümleyle hareket ettiriyordu: “(Nuh) dedi ki: 'Gemiye
binin! Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ -Onun yüzüp gitmesi de, durması
da Allah'ın adıyladır.-" (11/Hûd, 41) bu vesileyle ifade
edelim ki, ister sürücü ve ister yolcu olarak bindiğimiz
tüm araçlara binerken besmele çekmek, Kur’an’ın işaret yollu tavsiyesidir.
İnsanlık tarihi boyunca İslâm peygamberlerinin tümü
tarafından bir şifre, bir anahtar olarak kullanılmıştır besmele. O
yüzden, değişmez evrensel değerlerin öbür ismi olan İslâm'ın,
değişmez değerlerinden biri de
besmelenin verdiği bakış açısıdır. Bu bakış açısı, bize şu gerçekleri
gösterir: Allah, insanın her işine karışır. İnsan, eğer Allah'ın
yardımını istiyorsa, her hayırlı işine Allah ile başlamak
durumundadır. İnsan yaptığı her bir şeyde Allah'a olan borcunu
hatırlamak ve O'na teşekkür etmek durumundadır. İşte bunlar,
insanlığın değişmez değerlerinin değişmez göstergesidir.
Her değerli iş gibi,
Kur'an okumaya başlarken de Eûzü Besmele çekmek gerekir. "Kur'an
okuduğun zaman kovulmuş şeytandan Allah'a
sığın (Eûzü çek)." (16/Nahl, 98) diye emreden Allah,
okumaya besmeleyle başlamamızı da
emretmektedir: "Yaratan Rabbinin adıyla
oku." (96/Alak, 1)
Kur'an'a başlarken,
besmeleden önce istiâze gelir. Çünkü istiâze'yi aşmadan besmeleye
geçilmez. Eûuzü ile Allah'ı
yardıma çağırdıktan, O'nun yardımı ile şeytanları etkisiz hale
getirdikten sonra, şirki ve şirke götüren şeytanî isyanları
kendimizden uzaklaştırarak Allah'ı lâyıkı ile anabileceğimizi
düşünüyoruz.
Gönlümüzde ve düşüncemizdeki,
dilimizde ve davranışlarımızdaki şeytanî pisliklerden
temizlenerek tertemiz bir şekilde
Allah'la beraber oluyoruz. Eûzü süpürgesiyle temizlediğimiz
gönül ve dil sarayımıza Allah'ın ismini yazıyoruz. Tıpkı kelime-i
tevhidde önce "lâ ilâhe" (hiçbir ilâh yok) deyip Allah dışındaki ilâh
taslaklarını kaldırıp atarak gerçekleştirdiğimiz tevhidî temizlikten
sonra, "illâllah" (ancak Allah var) dediğimiz gibi.
Kur'an'a besmele ile başlarken,
kullarına rahmet, acıma, lütuf ve bağışlaması sonsuz olan Allah'ı
hatırlıyoruz. Kur'an'ın nüzûlünün bu sonsuz rahmetin bir yansıması
olduğunu düşünüyor ve bu büyük nimeti anarak O'na hamdimizi, şükrümüzü
vurguluyoruz. O'nun Rahmân sıfatıyla dünyada mü'min-kâfir herkese
merhametine şahid oluyor, dünya hayatında bu nimetlerin kadrini
bilerek verene teşekkür edip kulluğa/ibâdete, Kur'an'a yöneliyoruz.
Rahîm sıfatının ise, âhirette adâleti gereği sadece mü'minlere
merhamet edip, kâfirlere azab etmesi olduğunun bilincine vararak
âhireti, cennet ve cehennemi hatırlayıp ümit ve korku arasında Kur'an
okumaya, tefekküre başlıyoruz.
Sadece Kur'an okurken değil;
insan ve evren kitaplarını okurken, hayat mektebinde öğrencilik ve
öğretmenlik yaparken de besmele şuuruna uygun davranmalıyız.
Tüm eylemlerimizin dünyada O'na yaraşır,
ahirette de O'nun rızasını kazandırır özelliklerde olmasına gayret
etmeliyiz. Kur'an, besmeleyle başlıyor, biz de Allah'ın Kitabını
Allah'ın ismiyle okuyoruz.
Eğitimle ilgili
eserler başta olmak üzere nice kitaplar, gazeteler, dergiler, besmele
ile mi başlıyor? Öğrenciler için hazırlanan bazı din kültürüyle ilgili
kitaplar, bir müslümanı “bu, benim dinim değil!” diye isyan ettirecek
modern hurâfe ve tuğyanla dolu olabiliyor. Peki, İslâm’a ters içeriği
kalarak yayınların besmele ile başlamasını tercih edebilir miyiz?
Laiklik, resmî din kabul edilmediği
için ve bazı İslâmî âdetlere ses çıkarılmadığından Arap ülkelerinin
çoğunda televizyonlarda sunucular besmele ve hamdele ile başlıyor
programlarına. Besmele ile başlanan programda ise Allah'ın yasakladığı
neler yok ki?! Düşünün bir kere, İslâm düşmanlığını her fırsatta en
rezil şekilde gösteren bir tv. kanalı, programlarını sunarken besmele
ile başlıyor. İslâm’a her gün hakaretler yağdıran, ahlâksız bir
gazetenin ilk satırında besmele yazıyor. Bu Allah ile, din ile alay
olmaz mı? Haram katmerleşmez mi bu tavırlarla? Peki, “onlar besmele
ile başlamasınlar da biz onlara bakarken besmele çekelim” diyebilir
misiniz?
"Yaratan Rabbinin ismiyle oku." (96/Alak, 1)
âyeti bizden sadece şekil ve lafızla
değil; muhtevâ ile ilgili tavır beklemektedir öncelikle.
Okuduklarımızın Allah'ın ismiyle okunması; Allah'ın izniyle, O'nun
rızası için, O'nun yolunda, O'nu unutturmayan, O'na yaklaştıran yapıda
olmasını gerektirir. Okumak gibi, artısı büyük olan bir eylemde
besmele bilinci bunu gerektiriyorsa, diğer eylemlerimizde bu
özelliklerin aranma zorunluluğu daha fazla olmaz mı?
Besmele, Allah'tan
İzin ve Onay İstemektir
Bismillâh, “Evvel Allah (önce Allah)” deyip, O'na
danışmak, yapacağımız herhangi bir işte
Allah'ın onayını istemektir. Allah'ın adını herşeyin önüne geçirip
yüceltmektir. Müşriklerin
putlar adına yaşamaları ve onlar adına iş yapmalarına karşılık, biz
Allah adına yaşayacağımıza,
O'nun adıyla iş yapacağımıza söz vermiş oluyoruz. Bu
yüzden, dilimiz "Allah'ın adıyla" derken,
diğer organlarımız da aynı şeyi söyleyebilmelidir. Bu ise, her
şeyimizle O'nun ölçülerine uygun olarak yaşamakla mümkündür. Aksi
takdirde dilimiz "Allah'ın adıyla" derken; elimiz, ayağımız şeytan
veya Allah'ın dışında başkaları adına iş yaparsa bu, tevhidle
bağdaşmaz.
“Bismillâh” diyor ve sonra ekliyoruz "Rahmân,
Rahîm" sıfatlarını. Aslında “Allah” ismi,
Cenâb-ı Hakkın tüm isim ve sıfatlarıyla birlikte Rahmân ve Rahîm
sıfatlarını da içermektedir. Ama bunlar özellikle hem besmelede, hem
Fâtiha sûresinin ilk âyetlerinde özel yer alır. Kur'an, Allah'ın
rahmetle ilgili sıfatlarını öncelikle ve ısrarla vurgular. O'nun başka
isim ve sıfatları değil de, özellikle Rahmâan ve Rahîm sıfatları!
Çünkü varlığımızı O'nun Rahmân ve Rahîm oluşuna borçluyuz. O'nun
üzerimizdeki merhametiyle varız ve varlığımızı bu sayede sürdürüyoruz.
O'nun merhameti olmadan, nefes alıp vermemiz bile imkânsız. Bedenimiz,
aklımız, ruhumuz hep O'nun rahmetinin birer eseri. Peygamberimiz'in ve
vahyin bize gelişi de O'nun rahmetiyledir. İşte bunları hatırlamak
için "Rahmân" diyoruz, "Rahîm" diyoruz.
Rahmet, her çeşit
âfetlerden kurtulup her türlü hayra ermektir. Rahmân, mü'min-kâfir
ayırt etmeden tüm herkese hayat hakkı tanıyan, yaşaması için gereken
şartları hazırlayıp nimetleri veren demektir. Rahîm ise, hak edenlere
ve lâyık olanlara nimetini bol bol, sürekli olarak veren demektir. Bu
yüzden Rahmân sıfatı, O'nun dünyadaki tecellîsi; Rahîm ise âhiretteki
tecellîsidir. Rahmân ve Rahîm derken, hem dünyayı, hem âhireti
hatırlıyoruz. Dünyanın âhiretten ayrı değil; âhiretin tarlası,
hazırlık safhası olduğunun bilincinde dünyada da O'nunla, O'nun
ölçüleriyle olmaya gayret ediyoruz. (5)
Besmele, Laik Mantığı
Protestodur
Bir mü'min, her eyleminin başına
besmeleyi yerleştirmekle laik mantığa en büyük protestoyu yapmış olur.
Besmele, insanın Allah'la iş yapması, Allah'ı işine karıştırmasıdır.
Dolayısıyla besmele; ateizmi, materyalizmi, laisizmi reddir.
Bu manada besmele, İslâmî dünya görüşünün
anahtarı mesabesindedir. Laik dünya görüşü “besmelesiz” olmaktır. Laik
olmakla olmamak arasındaki fark, besmeleli olmakla olmamak arasındaki
fark kadardır. Besmeleli yapılan iş, meşrûiyetini Allah'tan alır ve
meşrû işlere besmele çekilir. Besmelesiz işlerse şeytana lâyıktır.
Besmelesizlik demek olan laisizm, aynı
zamanda şeytanî bir dünya görüşüdür. Bunun için Allah Rasûlü her
eylemine "Rahmân, Rahîm Olan Allah'ın adıyla" başlayarak bu sapkınlığı
mahkûm etmiştir. (6)
Besmele, müslümanın
alâmet-i fârikalarından (ayırıcı özelliklerinden) birisidir. Mü’min,
her vesileyle ve sık sık besmele çeker. Günümüzde müslümanım diyen
insanların çoğu, yemek vb. bir iki şeyin dışında besmele çekme gereği
duymuyor, her hayırlı şeye başlarken besmele çekmek, tarihe karışıyor.
Yine, günümüzdeki insanların ağızlarından çıkan besmele, formalite
icabı, âdet ve alışkanlık gereği söylenmiş gibi, ruhsuz ve cansız
kelimelerden ibaret kalıyor. Mekanik bir telaffuzdan ibaret, şuursuzca
dudaklardan dökülüveriyor. Adını andığı Allah’a isyanla meşgul bir
işyerinin açılışında besmele okunarak kurdela kesilmesi, örneklerden
sadece biri. Günlük hayatımızın her zaman diliminde Allah’ın
ilkelerine ve hükümlerine bağlı olduğunu göstermek için her çeşit
hayırlı işlere besmele ile başlar. Besmele ile Allah’a ilticâ eder,
şeytânî düşünce ve eylemlerden O’na sığınarak, O’nun yüceliğini itiraf
eder ve O’ndan yardım ister. Allah’ın rahmân sıfatını düşünerek, her
çeşit nimetin Allah tarafından kendisinin istifadesine sunulduğunu
düşünür, O’na şükürde bulunur. Rahîm sıfatını düşünerek de ümitsizliğe
giden yolu tıkar, dünyada başına gelen musîbet ve zorlukların geçici
olduğunu, esas ve sonsuz rahmetin âhirette tecelli edeceğini
değerlendirir.
Besmele Çekmenin Hükmü
Besmelenin yerine göre farz, vâcip, sünnet, mendup,
haram ve mekruh gibi hükümleri vardır.
"Üzerlerine Allah'ın adı anılmayan
hayvanların etinden yemeyin. Çünkü bunu yapmak Allah'ın yolundan
çıkmaktır." (6/En'âm, 121) mealindeki âyet, hayvan keserken
besmelenin farz olduğunu gösterir.
"Yetiştirdiğiniz avcı hayvanların size
tutuverdiklerinden de yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın."
(5/Mâide, 4) âyeti de av üzerine hayvanı
gönderirken veya av için silâh kullanırken, yani avcılık yaparken
besmele çekmenin farz olduğunu belirtmektedir. Hayvan keserken
besmelenin kasten terkedilmesi halinde, o hayvanın etinden yemek
haramdır. Namaz dışında Kur'an okumaya başlarken sûrenin başında
istiâze ve besmele âlimlerin çoğuna göre sünnettir. Namazda ise,
Hanefî mezhebine göre her rekâtta Fâtiha'dan önce besmele sünnet;
Şâfiî mezhebine göre farzdır.
Önemli sünnetlerden ve yaygın
muâşeret kurallarından biri de yemek yemeye başlarken besmele
çekmektir. Konu ile ilgili hadis-i şerifte belirtildiği üzere (Ebû
Dâvud, Et'ıme 15; Tirmizî, Et'ıme 47) başlanırken unutulduğu takdirde
hatırlandığı zaman, "Başında da sonunda da Allah'ın adıyla" anlamında
"Bismillâh fî evvelihî ve âhirihî" demek gerekir. Herhangi bir işe
başlarken besmele çekmenin hükmü işin mahiyetine göre değişir. Meselâ
içki içmek, gasbedilen veya çalınan bir şeyi yemek gibi yasak fiillere
besmele ile başlamak, onları meşrû saymak anlamına geleceği veya dinle
alay hükmüne gireceği için haram kabul edilmiştir.
Abdest almak, duâ okumak gibi ibâdetlerle,
yenilmesi helâl olan gıdaları yemek,
helâl şeyleri içmek gibi fiillere besmele ile başlamak sünnettir.
Besmele, Allah'ı hatırlattığı, zikr olduğu, kul - ilâh ilişkisi ve
kurallarını düşündürdüğü için, her meşrû eylemimize besmeleyle
başlamak, sürüden ayrılıp seviye kazanmak ve işimize bereket katıp
ibâdet sevabı almaktır. Necâset mahallerinde besmele çekmek ise mekruh
sayılmıştır. Cünüp ve âdetli olanların duâ ve senâ maksadıyla besmele
çekmesinde bir sakınca yoktur. (7)
Besmele
Şuurunun Mü'mine Kazandırdıkları
Besmele şuuru, bize şu anlayış ve
davranışları kazandırır (kazandırmalıdır):
Müslümanın her işi Allah'ın adıyla ve
O'nun emir ve müsaadeleri doğrultusunda olmalı.
Müslümanın her işinde
'evvel Allah' olmalı. Yani mü'min, başlayacağı işi yapıp yapmama
konusunda önce Allah'a danışmalı.
Harama besmele çekilmeyeceği
için, besmele çekemeyeceğimiz hiçbir işe girişmemeliyiz.
"Besmelesiz iş
ebterdir, yok olmaya mahkûmdur" (İbn
Mâce, hadis no: 1894) hadisinden anlıyoruz ki besmelesizler ve onların
düzenleri devrilip yıkılmaya mahkûmdur.
Kesilirken besmele çekilmeyen her hayvan murdardır,
pistir. Besmeleyle ve besmele doğrultusunda olmayan her düşünce,
fikir, iş ve düzen de murdar ve leş hükmündedir.
Besmele Allah'tan yardım
dilemedir. Allah ise, ancak Kendi yolunda olanlara yardım eder.
(8)
Müslüman, her türlü davranışa
İslâmî ölçüler ışığında başlamalı, eylem, hizmet ve faâliyet yaparken
ilâhî rahmet ve merhamet üzere bulunmalıdır. Besmele bu bilinci
yansıtmalıdır.
Müslüman, bütün düşünce
ve davranışlarında merhametle hareket etmek zorunda olduğunu
besmeledeki rahmetle ilgili iki sıfatla idrak etmelidir.
Müslüman, besmeleyi hayatının
tamamına yansıtmalıdır. Şuursuz bir şekilde söylenen besmelenin,
istenen faydayı sağlamayacağını bilmelidir.
Besmele, müslümanın
elini attığı her işte, adımını attığı her yolda Allah ile beraber
olduğunun, O’nun yardımıyla iş yaptığının şuurunda olmasını
sağlar/sağlamalıdır.
Besmelenin her işte
sürekli tekrar edilmesi, Allah’ı zikir olduğu gibi, müslümanın
Allah’la rahmet üzerine iş yapacağına, O’nun izin verdiği şekilde
davranacağına dair sözleşme yenilemesidir.
Besmele, her işte
Allah’tan yardım istemenin gerekliliğini, başarı ve zaferin Allah’a
ait olduğunu unutmamak demektir. (9)
Besmeleyle, yapılan
işi kendi adımıza, fakat Allah’ın ismi ve izniyle, Allah'tan yardım
dileyerek yaptığımızı belirtiyoruz.
Allah'ı yücelterek
başladığımızda o iş, Allah için oluyor. O'nun dini için yapılan bir
gayret şeklini alıyor.
Şeytanın iğvâsına
karşı direnme bilinci yenileniyor. Her işe besmeleyle başlamak hayatı
anlamlandırıyor.
Allah'ın sözünü toplum
hayatının dışına iten kökten laik anlayış reddedilmiş, tüm müşrikler
ve putperestlere muhâlefet etmiş oluyor. (10)
Mü'minler istiâze ve besmelenin
şuuruna erdikleri gün, yeryüzünde hiçbir
tâğutî iktidar gücünü muhafaza edemez. Çünkü eûzü-besmeleyi duyan
şeytan ve tâğut çılgına döner, mahvolur. (11)
Ahmet KALKAN
Yusuf Kerimo
ğlu,
Kelimeler, Kavramlar, 1/ 41
Şâmil İslam
Ansiklopedisi, c. 1, s. 226, 227
Kur'an'
ın Temel
Kavramları, 66
İhsan Eliaçık,
İslâm ve Sosyal Değişim, s. 24
Ali Akp
ınar, Namaz
Duaları ve Sûreleri, s. 23-24
Mustafa
İslâmoğlu,
İman Risalesi, s. 180
İslam
Ansiklopedisi, Diyanet Vakfı Y. c. 5, s. 531
Ali Akp
ınar,
a.g.e. s. 28
Abdullah Büyük, Müslümana Mesajlar, s. 19
10-
İhsan Eliaçık,
a.g.e. s. 22
11- Yusuf Kerimo
ğlu,
a.g.e. 1/ 42
Besmele ile
İlgili Âyet-i Kerimeler
96/Alak, 1
1/Fâtiha, 1
27/Neml, 30
11/Hûd, 41
Besmele ile
İlgili
Bazı Hadis-i Şerif Kaynakları
Sünen-i
İbn-i Mace,
Hadis no: 1894;
Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 2, 259
Konuyla
İlgili Geniş
Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
Tefsir-i Kebir (Mefâtihu'l-Gayb), Fahreddin Râzi, Akça
ğ
Y. c.1, s. 139-241
Hak Dini Kur’an Dili, Muhammed Hamdi Yaz
ır,
Eser Y. c. 1, s. 15-49
Şifa Tefsiri, Mahmut
Toptaş, Cantaş Y. c.1, s. 57-61
Ahkâm Tefsiri, M. Ali Sabuni,
Şamil Y. C. 1 s. 13-14
Fi Z
ılali’l- Kur’an,
Seyyid Kutub, Hikmet Y. c. 1, s. 34-36
Tefhimü’l Kur’an, Mevdudi,
İnsan Y. C. 1 s. 40-41
Hadislerle Kur’an Tefsiri,
İbni Kesir, Çağrı Y. C. 2, s.
35-73
Fatiha Suresi ve Türkçe Namaz, Sait
Şimşek, Beyan Y. s. 23-27
İslam Ansiklopedisi,
Türkiye Diyanet Vakfı Y. C. 5 s. 529-540
Şâmil İslam Ansiklopedisi, Şamil Y. C. 1 s. 226-229
Sorularla Fatiha Suresi, Zabit Ali Durmu
ş,
Ali İçipak, YendaY. S. 36-59
Fatiha Üzerine Mülahazalar, Hikmet I
şık,
Nil Y. S. 75-104
Kelimeler Kavramlar, Yusuf Kerimo
ğlu,
İnkılab Y. C. 1 s. 41
İman Risalesi, Mustafa İslamoğlu, Denge Y. S.180
Cahiliyye Düzeninin Ruh Haritas
ı,
Mustafa Çelik, Ölçü Y. S. 21-24
Namaz Dualar
ı ve
Sureleri, Ali Akpınar, Suffe Y. S. 21-26
İslâm ve Sosyal Değişim, İhsan Eliaçık, Bengisu Y. S. 20-24
Esenlik Yurdunun Ça
ğrısı,
Celaleddin Vatandaş, Pınar Y. s. 135-136
Müslümana Mesajlar, Abdullah Büyük, Suffe Y. s. 15-26
Kendimizi Tart
ışmak,
Selâmi Çekmegil, Timaş Y. s. 200-201
Besmele ve Fatiha Tefsiri, Ebulleys Semerkandi, Sezgin Ne
şriyat
Besmelenin
Şerhi,
Abdülkerim b. İbrahim Cili, Kitsan Kitap Kırtasiye Y.
Besmele Tefsiri, Hac
ı
Bektaş Veli, Kültür Bakanlığı Y.
Besmele Albümü, Ziya Bilgiç, Osmanl
ı
Y.