|
Kışın
yapraklarını döken veya dâimâ yeşil kalan, çalı veya ağaç hâlinde olan,
çok dallanmış, dikenli veya dikensiz odunsu bitkilerin meyvesine denir.
Ağacının, sürgünleri çoğunlukla dikenlidir. Tomurcukları küçük, kısa
saplıdır. Yapraklar dar, şerit hâlinde ve tam kenarlıdır. Yapraklar ve
sürgünler gümüşî renkli tüylerle örtülmüştür. Haziranda açan çiçekler kısa
salkımlar halinde sürgünlerin aşağı kısmında kümeler hâlinde yer alır.
Çiçeklerin dış tarafı gümüşî beyaz, iç tarafı sari renkte olup, çok hoş
kokuludur. İğdenin vatani Akdeniz bölgesidir. Kus iğdesi adı verilen
Eleognus angustifolia, Anadolu’nun hemen hemen her tarafında yetişir. Bağ
ve bahçe kenarlarında çit bitkisi olarak da kullanılır. 7-8 m boylanabilir
ve baygın kokuludur. Bu türün meyvesi makbul olmayıp, kültüre alınmış olan
çeşidine, E. angustifolia varyete orientalis denir.
Kullanıldığı yerler:
Anadolu’da bağ ve bahçelerde tatlı meyvelerinden dolayı meyve ağacı olarak
yetiştirilmektedir. Meyveleri zeytin meyvesi büyüklüğünde ve sarimsi-kahve
renginde olup yenilebilir. Bağırsak bozukluklarını ve ağız pasını gidermek
için kullanılır.
Isırgan
Otu (Urtica
diocia / urens);
kökünden başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir
bitkidir. Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti. Albrecht Dürer (1471
- 1528) bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin Tanrı
katına uçusunu canlandırmıstı. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir
yazısında, yakıcı özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan
histamin
ve
asetilkolin)
korunmamış olsaydı, bitkinin kökünün çoktan kurumuş olacağını belirtmişti.
Eğer kendini koruyamamış olsaydı, haşarat ve hayvanlar onu çoktan yok
etmişlerdi. Büyük ısırgan otu (Urtica
diocia L.),
çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m'yi geçer, yapraklar koyu
yesil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Küçük ısırgan
otu (Urtica
Urens L.),
bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yapraklar açık
yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve
harabeliklerde bol olarak görünür.Her iki türün de yaprakları 2-4 cm
uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince
deride kızartı ve yanma yapar. Dızlağan ve dikenli ısırgan
isimleriyle de bilinir. Türkiye' de her iki tür de yetişir.
Egzema ve egzemaya eşlik eden baş ağrılarıısırgan otu çayı ile
iyileştirileilirler. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna
karşı da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş ağrıları
genellikle bir arada görülürler. Egzemalar genellikle dahili bir nedene
dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici bitkilerle iyleştirmek
gerekebilir. Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı
zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece, pankreas
üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu çayı ile kandaki
şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve
iltihapları, da bitki çayı ile iyileştirilebilirler. Aynı zamanda da
dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için
özellikle önerilir. lkbaharda ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4
haftalık bir çay kürü yapmak önemlidir. Sabahları aç karnına, kahvaltıdan
yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlanarak
içilebilir. Bu tür çay kürlerinden sonra kişi kendini anlatılamayacak
kadar iyi hissedebilir. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama
duyarlı kişiler, ona biraz
papatya
veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.
Isırganotu,
karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak
hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında, mide
kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve
akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken maddeleri
(Potasyum
tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C)
alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz).
Isırganotu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu
hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi
bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı
azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik
halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek
azalır. Işte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu
sonuçlar alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa
bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder,
enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da
belirgin bir düzelme başlar. Safrakesesi rahatsızlığı ve
kansızlık durumlarında da bitki çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde,
ısırganotu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan
yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında, alyuvarlar
eksikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı
çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı
içebilirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma
ve gut hastalıklarında yardımcı olur.
www.basdere.net |