www.basdere.net
MUŞMULA,CEVİZ,KİRABOGLU,KABAK,ELMA,ÜZÜM

MUŞMULA

Anadolu'da 'döngel' ve 'beşbıyık' olarak da bilinen muşmulanın Türkiye'de Kuzey Anadolu ve Marmara bölgesinde yetişmektedir.
Muşmula meyvesinde çeşitli şekerler, organik asitler, pektin maddeleri, C vitamini ve karoten(A vitamin ön maddesi) bulunmaktadır.
Muşmula, bağırsak hastalıklarında iyi bir kabız düzenleyicidir, bağırsakların iyi çalışmasını sağlar. Meyveleri suda pişirilip demlendikten sonra şekerle içilince, ishal ve dizanteri hastalıklarına iyi gelir.
Gaz giderici olarak faydalıdır. Muşmula mideyi kuvvetlendirir, kan dolaşımını düzenler, sinirleri güçlendirir. Muşmula ana karnındaki ceninin düşmesini önlemektedir.
Muşmula yaprağının kaynatılıp içilmesi halinde şeker hastalığına iyi geldiği de belirtilmektedir.

 

CEVİZ

Memleketimizin hemen her bölgesinde yetişebilen, magnezyum, potasyum, fosfor ve demir gibi mineraller bakımından oldukça zengin olan ceviz, aynı zamanda kalp damar hastalıklarından da koruyor.
Cevizin, insanlara güç kazandırmasının yanı sıra sağlıklı yaşam için vazgeçilmez bir besin olduğunun bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu özelliği bileşiminde bulunan mineral maddeler,vitaminler, antioksidanlar ve doymamış yağ asitlerinden kaynaklanmaktadır. Kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi, cevizin adeta ilaç olarak önerilmesine yol açmıştır. Özellikle kandaki iyi kolesterol olarak adlandırılan HDL’yi yükseltmesi, kötü kolesterol olarak bilinen LDL ve trigliserid düzeyini düşürücü etkisi ile konunun uzmanlarınca her gün mutlaka tüketilmesi önerilen bir besin durumuna gelmiştir.

Cevizle sağlıklı yaşam üzerine yapılan araştırmalar, cevizin bileşiminde bulunan mineral maddeler, polifenoller, bitkisel steroller ve çoklu doymamış, özellikle omega 3 yağ asitleriyle sağlıklı yaşam için mutlaka düzenli olarak tüketilmesi gereken bir besin maddesi olduğu sonucu bilimsel verileriyle ortaya koymuştur. Bunun için yetişkinlerin günde 40-50 gram yani bir avuç dolusu ceviz tüketmeleri gerekir. Bunun yemek öncesi tüketilmesi, tokluk yaratması ve diğer yiyeceklerin tüketim miktarının azaltması bakımından uygun görülmüştür

KİRABOĞLU -GİLABOLU (wbernum)

Kiraboğlunun Türkiyede en iyi yetiştiği yer Ürgüp ve Kayseri civarıdır.
Görünüm olarak kök sayısından fazla olusundan dolayı dip sürgünlerii sayesinde toplu ve gurup şeklinde büyürler.Yapraklary dilimli oval damarlıdır. Odunsu içi boru şeklinde boğumludur,boyu ise 1,5m. kadardır.
Meyveleri üzümsü salkım seklinde tesbih danesi büyüklüğündedir.Olgunlaşma hali ise kırmızı ve turuncu sarıdır.
Bu ağacın erozyonda çok onemli görevi vardır.Ayrıca bircok canlıyı hem besleyici hemde barınaklık yapmaktadyr.Kuşların besin kaynaklarından birirdir o yüzden çok olması kuşlar vasıtası ile olmaktadır.
Meyveleri C vitamynince oldukca zengin olup,kanın cıvıtılmasınıda sağlayarak kalp krizi riskini, böbrek taşlarının eriterek dökmesinde çok önemlidir.Ayrıca sofralıkta turşu olarak kulanılmaktadır.
Genellikle dere dediğimiz orta dere derecik,karayı,deringöz mevkilerinde kendi halinde yetişmekte ve oldukcada nesli tükenme derecesindedir.
Dünyada insan sağlığında tıpta en çok kullanılan bu bitki en kalitelisi (aroma ve doğal )olarak bizim köyümüzde yetişmektedir.Bazı meyvesiz (kartopu)çeşitleri park ve bahçelerde süs bitkisi olarak dikilmektedir.
Aslında ev bahcelerinde rahatca yetişen bu bitkiyi çoğaltıp hem ticari acıdan, hemde bitki çeşidi ve erozyon açısından bolca yetiştirmek gelecekte iyibir gelir sağlıcağından kimsenin kuşkusu olmasın derim.
MUSTAFA KARAMAN

KABAK
(Cucurbita pepo)
Yöresel adları: Sakız kabağı(C. pepo), helvacı kabağı ve kestane kabağı(C. maxima), bal kabağı(C. mocshata)

Bitki özellikleri:
Kabuğu gri-kirli sarı, eti beyazımsı veya sarı-turuncu olan meyveler, tatlı ve yemeklerde kullanılır. Bizi ilgilendiren organ ise çekirdekleridir. Yani kabak çekirdeği. Kabak çekirdeğini kuru yemişçiler satar. Tedavi edici etki açısından, iri çekirdeklerin küçüklerden daha etkin olduğu düşüncesi hakimdir.
Bileşim: Bolca sabit yağ, biraz uçucu yağ, albümin, asitler, özellikle E vitamini ve hormon tipi maddeler.
Kullanım alanları ve biçimleri:
Kabak çekirdeği öncelikle, prostat büyümesinden kaynaklanan idrar zorluğuna karşı kullanılır. Tabi ki, yalnızca kabak çekirdeği yenerek prostatın tedavi edilebileceğini düşünmek çok yanlış olur. Bu tedavi yöntemini yalnızca, uygulanmakta olan tıbbi tedaviyi destekleyici olarak görmek gerekir. Ama kabak çekirdeğinin bu destek görevini başarılı bir biçimde yapabileceğine inanılmalıdır. Ayrıca, prostatın büyümemesi için alınabilecek önlemlerin başlıcalarından birinin kabak çekirdeği yemekten ibaret olduğunun bilinmesinde çok büyük yarar vardır. Dünyanın her yerindeki, konunun uzmanı pek çok ünlü tıp otoritesi, kabak çekirdeği tedavisini desteklemekte ve önermektedir. Günde 1-2 avuç çekirdek yeterlidir. Bu konu ile ilgili, kabak çekirdeği katkılı ilaçlar pek çok ülkede kullanımdadır.
Kabak Çekirdeği ayrıca, bağırsak kurtlarına ve şeritlerine karşı da başarıyla kullanılabilir. Bu tedavi, 4-5 günlük bir kür olarak uygulandığında, sonuç genellikle kesindir. Günde bir kere, dış kabuğu ayıklanmış ve ezilmiş 30-40 gr çekirdek içi, sütle karıştırılarak yenir. Sürenin sonunda, bağırsakların hızla boşaltılmasını sağlamak için güçlü bir müshil, örneğin 1-2 kaşık hintyağı içmek gerekir. Bu dozaj çocuklarda azaltılmalıdır. Kabak çekirdeği, kurtları ve şeritleri öldürmez, ama hareketsiz hale getirir. İşte bu durumdan yararlanılarak, parazitler hızla dışarı atılabilir. Zararlı yanı olmayan bir yöntemdir.

Kabak meyvesi ile hazırlanan komposto ve marmelâtlar, duyarlı böbrekleri büyük ölçüde rahatlatabilir. Kabak kompostosu, hamilelikte sıkça görülen mide bulantılarını azaltır veya durdurur.

Kabak çekirdeği çayının kan şekerini düşürücü etkisinden söz edilir. Bu iddianın gerçekliği henüz kanıtlanabilmiş değildir, ama herhalde denenebilir.

Yan etkiler: Kabak meyvesinin ve çekirdeğinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur

ELMA
(Malus domestica)
Bileşim: Su oranı %85, şeker%12, pektin, organik asitler, soda, fosfor, tanen, vitamin A, B1, B2, PP, C, E

Kullanım alanları ve biçimleri: Elma, içerdiği organik asitler, soda ve fosforun yardımı ile, beyini, karaciğer ve mideyi çok olumlu etkiler. Kullanım biçimleri, taze meyve ve taze meyvenin özsuyu olarak sıralanabilir. Çiğ elma kabuğu yenerek, idrardaki ürik asit azaltılabilir. Pişmiş elma ile yapılan kompresler yumuşatıcı ve rahatlatıcıdır. Taze elma suyu ile yıkanan kırışık ve pörsük deri canlılık ve tazelik kazanır. Yatmadan önce yenen bir elma, rahat uyumaya yardımcı olur. Kabızlığa karşı pişmiş elmanın etkili olduğu bilinir. Gut, böbrek, mesane hastalıklarına ve basura karşı uygulanacak bir elma küründen yararlı sonuçlar alınabilir. Deri döküntülerine, gut ve romatizma rahatsızlıklarına karşı, taze elma suyu başarıyla kullanılabilir. Elma suyu, özellikle soğuk algınlığına, öksürüğe, ses kısıklığına, yüksek ateşe ve iltihaplı hastalıklara karşı başarılıdır. Ama çok soğuk içilmemelidir. Elma suyu ayrıca, romatizmal böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları, damar sertliği ve egzamaya karşı da kullanılabilir. Elma genelde, yatıştırıcı ve ateş düşürücüdür. Elma suyu, sindirim sistemini uyarır ve mide mukozasını güçlendirir. Sindirim güçlüğüne karşı, rendelenmiş bir elma yemeklerden önce yenmelidir. Ama rendelendikten sonra, rengi koyulaşana kadar bekletmek gerekir. Ham elma rendesi ishale karşı kullanılabilir. Kısaca, sağlıklı yaşamaya önem veren kişinin, yakınında her zaman elma bulundurması gerekir.
Yan etkiler: Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

ÜZÜM
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Kara, ``Bir kilogram üzüm, içerdiği besin değerleri açısından, 1.150 litre süt, 390 gram et ya da 1.2 kilogram patatese eşdeğerdir. Kanser oluşumunu önleyen, kalp krizi riskini azaltan üzüm, cildin güçlenmesini sağlıyor`` dedi. Kara, kalori değeri yüksek olan üzümün, kalsiyum, potasyum, sodyum ve demir yönünden zengin olduğu gibi, A, B1, B2, ve C vitaminleri açısından da önemli bir besin kaynağı olduğunu belirtti. Bazı karaciğer hastalıkları ile kansızlığın tedavisinde etkili olan üzümün, yüksek tansiyonu kontrol altında tuttuğunu ifade eden Kara, ``İçerdiği meyve asitleri ve lifli yapısı ile mideye zarar vermeden, böbrek ve barsak sisteminin çalışmasını düzenler. Kanın temizlenmesine yardımcı olan bu şifa kaynağı meyve, doğum kontrol hapının yan etkilerini azaltır`` dedi. Kara, yüksek kalori içeriğine karşın, çok düşük miktarlarda yağ ve protein içerdiği için ideal bir diyet besini olan üzümün yağların erimesine yardımcı olduğunu anlattı. Kara, şunları söyledi: ``Bir salkım üzüm, beyin hücrelerini zinde tutar. Üzümün, özellikle de renkli üzümlerin kabuğunda bulunan resveratrol isimli madde, hücre yenileyicidir. Bu madde tümör oluşumuna izin verebilecek hücre içi molekülleri etkileyerek kanser oluşumunu engeller. Kanser oluşumunu önleyen, kalp krizi riskini azaltan üzüm, güneş ışınları, stres ve sigara nedeniyle bozulan cildin güçlenmesini sağlıyor. Üzüm, ciltteki yaşlılık lekelerini ve kahverengi lekeleri de azaltır.``

www.basdere.net