|
MUŞMULA
Anadolu'da 'döngel' ve 'beşbıyık' olarak da bilinen muşmulanın Türkiye'de
Kuzey Anadolu ve Marmara bölgesinde yetişmektedir.
Muşmula meyvesinde çeşitli şekerler, organik asitler, pektin maddeleri, C
vitamini ve karoten(A vitamin ön maddesi) bulunmaktadır.
Muşmula, bağırsak hastalıklarında iyi bir kabız düzenleyicidir,
bağırsakların iyi çalışmasını sağlar. Meyveleri suda pişirilip
demlendikten sonra şekerle içilince, ishal ve dizanteri hastalıklarına iyi
gelir.
Gaz giderici olarak faydalıdır. Muşmula mideyi kuvvetlendirir, kan
dolaşımını düzenler, sinirleri güçlendirir. Muşmula ana karnındaki ceninin
düşmesini önlemektedir.
Muşmula yaprağının kaynatılıp içilmesi halinde şeker hastalığına iyi
geldiği de belirtilmektedir.
CEVİZ
Memleketimizin hemen her bölgesinde yetişebilen, magnezyum, potasyum,
fosfor ve demir gibi mineraller bakımından oldukça zengin olan ceviz, aynı
zamanda kalp damar hastalıklarından da koruyor.
Cevizin, insanlara güç kazandırmasının yanı sıra sağlıklı yaşam için
vazgeçilmez bir besin olduğunun bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu
özelliği bileşiminde bulunan mineral maddeler,vitaminler, antioksidanlar
ve doymamış yağ asitlerinden kaynaklanmaktadır. Kalp damar hastalıklarına
karşı koruyucu etkisi, cevizin adeta ilaç olarak önerilmesine yol
açmıştır. Özellikle kandaki iyi kolesterol olarak adlandırılan HDL’yi
yükseltmesi, kötü kolesterol olarak bilinen LDL ve trigliserid düzeyini
düşürücü etkisi ile konunun uzmanlarınca her gün mutlaka tüketilmesi
önerilen bir besin durumuna gelmiştir.
Cevizle sağlıklı yaşam üzerine yapılan araştırmalar, cevizin bileşiminde
bulunan mineral maddeler, polifenoller, bitkisel steroller ve çoklu
doymamış, özellikle omega 3 yağ asitleriyle sağlıklı yaşam için mutlaka
düzenli olarak tüketilmesi gereken bir besin maddesi olduğu sonucu
bilimsel verileriyle ortaya koymuştur. Bunun için yetişkinlerin günde
40-50 gram yani bir avuç dolusu ceviz tüketmeleri gerekir. Bunun yemek
öncesi tüketilmesi, tokluk yaratması ve diğer yiyeceklerin tüketim
miktarının azaltması bakımından uygun görülmüştür
KİRABOĞLU
-GİLABOLU (wbernum)
Kiraboğlunun Türkiyede en iyi yetiştiği yer Ürgüp ve Kayseri civarıdır.
Görünüm olarak kök sayısından fazla olusundan dolayı dip sürgünlerii
sayesinde toplu ve gurup şeklinde büyürler.Yapraklary dilimli oval
damarlıdır. Odunsu içi boru şeklinde boğumludur,boyu ise 1,5m. kadardır.
Meyveleri üzümsü salkım seklinde tesbih danesi büyüklüğündedir.Olgunlaşma
hali ise kırmızı ve turuncu sarıdır.
Bu ağacın erozyonda çok onemli görevi vardır.Ayrıca bircok canlıyı hem
besleyici hemde barınaklık yapmaktadyr.Kuşların besin kaynaklarından
birirdir o yüzden çok olması kuşlar vasıtası ile olmaktadır.
Meyveleri C vitamynince oldukca zengin olup,kanın cıvıtılmasınıda
sağlayarak kalp krizi riskini, böbrek taşlarının eriterek dökmesinde çok
önemlidir.Ayrıca sofralıkta turşu olarak kulanılmaktadır.
Genellikle dere dediğimiz orta dere derecik,karayı,deringöz mevkilerinde
kendi halinde yetişmekte ve oldukcada nesli tükenme derecesindedir.
Dünyada insan sağlığında tıpta en çok kullanılan bu bitki en kalitelisi
(aroma ve doğal )olarak bizim köyümüzde yetişmektedir.Bazı meyvesiz
(kartopu)çeşitleri park ve bahçelerde süs bitkisi olarak dikilmektedir.
Aslında ev bahcelerinde rahatca yetişen bu bitkiyi çoğaltıp hem ticari
acıdan, hemde bitki çeşidi ve erozyon açısından bolca yetiştirmek
gelecekte iyibir gelir sağlıcağından kimsenin kuşkusu olmasın derim.
MUSTAFA KARAMAN
KABAK
(Cucurbita pepo)
Yöresel adları: Sakız kabağı(C. pepo), helvacı kabağı ve kestane kabağı(C.
maxima), bal kabağı(C. mocshata)
Bitki özellikleri:
Kabuğu gri-kirli sarı, eti beyazımsı veya sarı-turuncu olan meyveler,
tatlı ve yemeklerde kullanılır. Bizi ilgilendiren organ ise
çekirdekleridir. Yani kabak çekirdeği. Kabak çekirdeğini kuru yemişçiler
satar. Tedavi edici etki açısından, iri çekirdeklerin küçüklerden daha
etkin olduğu düşüncesi hakimdir.
Bileşim: Bolca sabit yağ, biraz uçucu yağ, albümin, asitler, özellikle E
vitamini ve hormon tipi maddeler.
Kullanım alanları ve biçimleri:
Kabak çekirdeği öncelikle, prostat büyümesinden kaynaklanan idrar
zorluğuna karşı kullanılır. Tabi ki, yalnızca kabak çekirdeği yenerek
prostatın tedavi edilebileceğini düşünmek çok yanlış olur. Bu tedavi
yöntemini yalnızca, uygulanmakta olan tıbbi tedaviyi destekleyici olarak
görmek gerekir. Ama kabak çekirdeğinin bu destek görevini başarılı bir
biçimde yapabileceğine inanılmalıdır. Ayrıca, prostatın büyümemesi için
alınabilecek önlemlerin başlıcalarından birinin kabak çekirdeği yemekten
ibaret olduğunun bilinmesinde çok büyük yarar vardır. Dünyanın her
yerindeki, konunun uzmanı pek çok ünlü tıp otoritesi, kabak çekirdeği
tedavisini desteklemekte ve önermektedir. Günde 1-2 avuç çekirdek
yeterlidir. Bu konu ile ilgili, kabak çekirdeği katkılı ilaçlar pek çok
ülkede kullanımdadır.
Kabak Çekirdeği ayrıca, bağırsak kurtlarına ve şeritlerine karşı da
başarıyla kullanılabilir. Bu tedavi, 4-5 günlük bir kür olarak
uygulandığında, sonuç genellikle kesindir. Günde bir kere, dış kabuğu
ayıklanmış ve ezilmiş 30-40 gr çekirdek içi, sütle karıştırılarak yenir.
Sürenin sonunda, bağırsakların hızla boşaltılmasını sağlamak için güçlü
bir müshil, örneğin 1-2 kaşık hintyağı içmek gerekir. Bu dozaj çocuklarda
azaltılmalıdır. Kabak çekirdeği, kurtları ve şeritleri öldürmez, ama
hareketsiz hale getirir. İşte bu durumdan yararlanılarak, parazitler hızla
dışarı atılabilir. Zararlı yanı olmayan bir yöntemdir.
Kabak meyvesi ile hazırlanan komposto ve marmelâtlar, duyarlı böbrekleri
büyük ölçüde rahatlatabilir. Kabak kompostosu, hamilelikte sıkça görülen
mide bulantılarını azaltır veya durdurur.
Kabak çekirdeği çayının kan şekerini düşürücü etkisinden söz edilir. Bu
iddianın gerçekliği henüz kanıtlanabilmiş değildir, ama herhalde
denenebilir.
Yan etkiler: Kabak meyvesinin ve çekirdeğinin bilinen hiçbir yan etkisi
yoktur
ELMA
(Malus domestica)
Bileşim: Su oranı %85, şeker%12, pektin, organik asitler, soda, fosfor,
tanen, vitamin A, B1, B2, PP, C, E
Kullanım alanları ve biçimleri: Elma, içerdiği organik asitler, soda ve
fosforun yardımı ile, beyini, karaciğer ve mideyi çok olumlu etkiler.
Kullanım biçimleri, taze meyve ve taze meyvenin özsuyu olarak
sıralanabilir. Çiğ elma kabuğu yenerek, idrardaki ürik asit azaltılabilir.
Pişmiş elma ile yapılan kompresler yumuşatıcı ve rahatlatıcıdır. Taze elma
suyu ile yıkanan kırışık ve pörsük deri canlılık ve tazelik kazanır.
Yatmadan önce yenen bir elma, rahat uyumaya yardımcı olur. Kabızlığa karşı
pişmiş elmanın etkili olduğu bilinir. Gut, böbrek, mesane hastalıklarına
ve basura karşı uygulanacak bir elma küründen yararlı sonuçlar alınabilir.
Deri döküntülerine, gut ve romatizma rahatsızlıklarına karşı, taze elma
suyu başarıyla kullanılabilir. Elma suyu, özellikle soğuk algınlığına,
öksürüğe, ses kısıklığına, yüksek ateşe ve iltihaplı hastalıklara karşı
başarılıdır. Ama çok soğuk içilmemelidir. Elma suyu ayrıca, romatizmal
böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları, damar sertliği ve egzamaya karşı da
kullanılabilir. Elma genelde, yatıştırıcı ve ateş düşürücüdür. Elma suyu,
sindirim sistemini uyarır ve mide mukozasını güçlendirir. Sindirim
güçlüğüne karşı, rendelenmiş bir elma yemeklerden önce yenmelidir. Ama
rendelendikten sonra, rengi koyulaşana kadar bekletmek gerekir. Ham elma
rendesi ishale karşı kullanılabilir. Kısaca, sağlıklı yaşamaya önem veren
kişinin, yakınında her zaman elma bulundurması gerekir.
Yan etkiler: Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
ÜZÜM
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Zeki Kara, ``Bir kilogram üzüm, içerdiği besin değerleri
açısından, 1.150 litre süt, 390 gram et ya da 1.2 kilogram patatese
eşdeğerdir. Kanser oluşumunu önleyen, kalp krizi riskini azaltan üzüm,
cildin güçlenmesini sağlıyor`` dedi. Kara, kalori değeri yüksek olan
üzümün, kalsiyum, potasyum, sodyum ve demir yönünden zengin olduğu gibi,
A, B1, B2, ve C vitaminleri açısından da önemli bir besin kaynağı olduğunu
belirtti. Bazı karaciğer hastalıkları ile kansızlığın tedavisinde etkili
olan üzümün, yüksek tansiyonu kontrol altında tuttuğunu ifade eden Kara,
``İçerdiği meyve asitleri ve lifli yapısı ile mideye zarar vermeden,
böbrek ve barsak sisteminin çalışmasını düzenler. Kanın temizlenmesine
yardımcı olan bu şifa kaynağı meyve, doğum kontrol hapının yan etkilerini
azaltır`` dedi. Kara, yüksek kalori içeriğine karşın, çok düşük
miktarlarda yağ ve protein içerdiği için ideal bir diyet besini olan
üzümün yağların erimesine yardımcı olduğunu anlattı. Kara, şunları
söyledi: ``Bir salkım üzüm, beyin hücrelerini zinde tutar. Üzümün,
özellikle de renkli üzümlerin kabuğunda bulunan resveratrol isimli madde,
hücre yenileyicidir. Bu madde tümör oluşumuna izin verebilecek hücre içi
molekülleri etkileyerek kanser oluşumunu engeller. Kanser oluşumunu
önleyen, kalp krizi riskini azaltan üzüm, güneş ışınları, stres ve sigara
nedeniyle bozulan cildin güçlenmesini sağlıyor. Üzüm, ciltteki yaşlılık
lekelerini ve kahverengi lekeleri de azaltır.``
www.basdere.net |